9 Temmuz 2012 Pazartesi

Moskova'mı yok artık...


Burak Yılmaz benim futbol anlayışımda hiç bir zaman 1. sınıf bir forvet oyuncusu olmadı ama eldeki yerli oyuncular içinde de en iyisi olduğunu kabul ederim. Geçen sezonu öyle veya böyle hemde Selçuk İnan olmadan 33 golle tamamlaması bile kendisi adına çıtayı ne kadar yükselttiğinin göstergesi. Sezon başında da bu background'una güvenerek daha yüksek hedefler için Avrupa'da oynama hayali olduğunu herkese belirtti. 

Buraya kadar herşey tamam gayet makul ve mantıklı hedefler bunlar ama şu gün itibariyle hedeflerinin çok uzağında görünüyor Burak. Fulham, Atletico Madrid, Lazio derken Avrupa hayali suya düştü diye düşünüyodum Burak'ın. Bu kapsamda Avrupa olmasa da Galatasaray transferi bence kendisi için çok mantıklı olabilirdi ki kamuoyu ve benim de beklentim bu yöndeydi. Trabzonsporlular alınmasın ama Galatasaray her zaman daha yüksek hedefleri, potansiyeli ve vizyonu olan bir kulüp Trabzon'a nazaran.

Ama dün gündeme bomba gibi düşen transfer Burak'ın Lokomotif Moskova ile anlaştığı yönünde oldu. Bu sezon takımın başına Slaven Biliç'i getiren ve sırasıyla Roman Pavlyuchenko, Vedran Corluka'yı transfer eden Moskova ekibi Türk yıldızı da kadrosuna katarak(hala imzalar atılmadan inanmıyorum) büyük hedefleri olduğunu gösterdi. Onlar adında gerçekten önemli bir transfer ama Burak adına bana kalırsa kariyer ve isim yapma şansını para uğruna feda etti. Rusya ligi bana kalırsa çok kaliteli ama şunu da kabul etmek lazım ki hiç bir zaman gözönünde olan bir lig değil. Bunca yıldır Gökdeniz'in harika performanslarını kaç kişi izleyebiliyor allah aşkına. 

Ben bir futbol romantiği olarak kendisini Craven Cottage'da izlemeyi çok isterdim ve bu yönde olmasını diledim transferinin. Şu an içinde hala resmi imzalar atılmış değil bu nedenle az da olsa umudum var, Hiç olmazsa Galatasaya'a gelsin

7 Temmuz 2012 Cumartesi

Kelimeler Kifayetsiz

İnternette harcadığım vaktin çoğu blogları okumakla geçer ve bu bloglar içinden tarzını, düşüncelerini ve bakış açısını çok beğendiklerim var. Bunlardan en başta geleni de futbol ezilen halkların mutluluğudur isimli blog. Kim yazıyor ne görmüşlüğüm ne de konuşmuşluğum var ama yazdıklarıyla sıkı bi takipçisiyim. Kendisine burdan teşekkür ederim.
Bu sabah ta yazdıklarına bir göz atmak istedim ve Fenerbahçeli Sefa'nın yazısını görünce çok etkilendim ve bende burada paylaşmalıyım dedim.



20 yaşındaki bu arkadaşımız gerçek bir Fenerbahçeli ama Fenerbahçeliliğinin de ötesinde bence gerçek bir taraftar ve gerçek bir insan. Futbolun sadece bir oyun olduğunu unuttuğumuz, şikeyi, şiddeti ve düşmanlığı bulaştırdığımız bu güzel oyunu o kadar seviyor ki Sefa durumuna hiç aldırış etmeden aşığı olduğu takımın kamp yaptığı yere gitmiş. Sırf başkanına bir geçmiş olsun demek, sırf gönül verdiği renklerin futbolcuları ile birer fotoğraf çektirmek için. Belki de onlara unuttukları değerleri yeniden hatırlatmak için.

Sabah sabah beni çok duygulandırdın Kardeşim Sefa, senin gibi yüreği büyük insanlara çok ihtiyacımız var.

3 Temmuz 2012 Salı

Kostas Kaimakoglou


Ergin Ataman'ın Yunan basınına yaptığı açıklamaya göre Kostas Kaimakoglou ile Galatasaray anlaştı ve imzalar çok yakın.
İmza atılmadan konuşmak erken ama iyi transfer.

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Basketbol Kanatlanacak


Bir kaç senedir bunu Avrupa kupalarına yansıtamasak ta TBL dünyanın en iyi liglerinden biri haline geldi. Hatta bana kalırsa NBA ve İspanya'dan sonra 3. sıradayız. Bunu söylerken sadece başarı kriter olarak alınmamalı. Salonların doluluk oranı, ligdeki rekabet düzeyi ve takımlar arası puan farkı, play-off'lardaki rekabet vb. bir sürü kriter sayılabilir.

Ama bu sene artık tavan yaptık sanırım. Önümüzdeki sezon ligde gerçek anlamda şampiyonluğa oynayan 4 büyük ekip bana kalırsa Avrupa'nın en iyi 4 hocası tarafından yönetilecek. Yine basından takip ettiğim kadarıyla yüksek bütçeler ve büyük hedeflerden söz ediliyor.

Öncelikle Galatasaray'dan başlıyalım; Oktay hocanın gidişine açıkçası çok üzülmüştüm ve yerine kim gelirse gelin memnun olmayacaktım ama Ergin Ataman ismi biraz buzların erimesine neden oldu bende. Şimdiye kadar yaptıkları ve vizyonuyla Galatasaray ismine ve vizyonuna paralellik gösteren bir isim. Andriç,Tutku ve Gordon takımdan ayrılan isimler. Özellikle Gordon'un kalmasını isterdim çünkü her maçta varını yoğunu ortaya koyan bi adamdı ve o kalitede bi adamı tekrar bulmak gerçekten zor olacak. Transfer gündemindeki simler ne kadar doğru bilmiyorum ama çok uçuk gerçekçilik payı olabilir tabi ama takımın Euroleagu'de olmaması büyük dezavantaj bu tarz isimler için. Yoksa her basketbolsever Spanoulis ve Sofoklis gibi oyuncuları takımında görmek ister. Şu an için Engin Atsür ismi kesinlik kazanmış durumda ki bana göre yerli oyuncu rotasyonu için çok başarılı bir transfer. Sezonun başlamasına daha var ve en azından Hawkins ve Arroyo eski hocalarıyla çalışmak isteyebilir ki Bonsu'nun da adı geçmiyor değil. Açıkçası Furkan ve İlkan'ın katılımı(NBA'e gideceklerine inanmıyorum en azından bu sene) ile çok güçlü bir kadro kurulacağını düşünüyorum. Herşeyden önemlsi Ergin Ataman'ın olduğu yerde başarı muhakkaktır.

Anadolu Efes için ise şu an itibariyle en güçlü kadro diyebilirim ama dediğim gibi daha çok erken. Herşeyden önemlisi yıllardan beri özledikleri ruhu Oktay hoca geri kazandırabilecek belki de tek isim. Bu yönüyle bir adım öne çıkıyorlar ve Engin Özorhun'un açıklamalarından bu sene bütçeyi daha da yükselteceklerini düşünüyorum ki zaten ellerinde Vujacic, Esteban, Barac, Kerem, Savanoviç gibi çok üst oyuncular var. Geçen sezon bile bu kadroyla rahatlıkla final four yapmaları lazımdı ki o konuya hiç girmek istemiyorum. Bunların yanında Galatasaray'dan alınan Gordon takıma çok şey katabilir. Ligi bilmem ama Euroleague'de en azından final four bu sene kesin bence.

En sorunlu takım gibi görünen Beşiktaş'ta son aldığım duyumlara göre sponsorluk sorunu çözmeye çok yakınmış. Şampiyon kadro bozulacak gibi ama en önemli avantajları Erman Kunter gibi takım kurmada usta bi adamla anlaşmaları. Henüz gelen yok ama kısa süre içinde kaliteli oyuncuları takıma kazandıracaklarını düşünüyorum. Sonuçta önlerinde bir Euroleague var ve Erman hoca kesinlikle kafasında bişeyler oluşturmuştur.

Fenerbahçe ise yine bir yabancı hocayla anlaştı Avrupa'nın en iyilerinde olarak gösterilen Pianigiani'yi takımın başına geçirdi. Şimdilik tek hamle Barış Ermiş ki bu da en az Engin kadar yerinde bir transfer. Fenerbahçe'ye büyük katkı yapacağını düşünüyorum. konuşulan diğer isimler ise Bo McCaleb ve Lavrinovic. Umarım ikisiyle de anlaşma sağlanır ve TBL'e kalite katarlar. Eldeki kadro zaten iyi ama Ukiç'in gönderilmesi hatalı bir kadar diye düşünüyorum. En azından Euroleague için takımda kalması faydalı olabilirdi. Yine de görünen o ki onlarda bu sene hedef büyüttüler ve sansasyonel isimlerin takıma katılması sürpriz olmaz.


Dört büyük dışında Banvit'in Orhun Ene yönetiminde neler yaptığını zaten biliyoruz ve bu sene de ligin kalitesini artıracaklarına eminim. Ufuk Sarıca'yı takım başına getiren Karşıya'da ciddi bir Pınar'ın artan desteğiyle ciddi bir bütçe ayırdı bu sezon için. Onlardan da bir sürpriz bekleyebiliriz. Yine Tofaş, Aliağa ve Erdemir de kaliteli gençlerle başarılı işlere imza atacaklardır diye düşünüyorum.


Toparlarsam bu sezonun başlamasını sabırsızlıkla bekliyorum. Dünyanın en iyi liglerinden birini izleyeceğimize eminim.

Campeones


Şampiyon ünvanını korudu. Dün oynanan ve İspanyanın 4-0'lık galibiyetiyle sonuçlanan Avrupa Şampiyonası genel anlamıyla keyifliydi benim için. Çok fazla yazmasam da çeyrek finallerden sonra yazdığım yazıyı okuyanlar(bkz: final ve şampiyon tahminim %100 başarı) ne kadar isabetli tahminlerde bulunduğumu da görmüşlerdir. Ben bu işi biliyom diyerek kendime de bir pay çıkardıktan sonra şampiyonadan aklımda kalanlara değineyim biraz.

- Bence MVP tartışmasız Pirlo'dur.
- Görünen o ki en az 2 sene daha Dünya'nın en iyi takımı İspanya'dır.
- Almanya'nın koltuğu İspanya'dan devralmak için maximum 4 seneye ihtiyacı var.
- Buffon burun farkıyla hala 1 numara ama Casillas yakında devralır 1.liği.
- Pepe ne kadar hırçın olsa da dünyanın en iyi defans oyuncularından biri.
- Coentrao Madrid'te bu kadar iyi oynamıyor, yoksa ben mi yanılıyom.
- Meireles'in olayı nedir, Neden bu kadar değerli anlayamadım anlayan varsa beri gelsin.
- Dzagoev artık Rusya'da kalmasın, sıçrama zamanı geldi.
- Ronaldo çok büyük futbolcusun seni izlemeyi seviyorum.
- Balotelli gerçekten yetenekli ama aynı oranda zeki mi bilemiyorum.

21 Haziran 2012 Perşembe

Yunanistan'a Saygım Sonsuz

Bikaç gündür özel işlerim nedeniyle bloga fazla bakamadım, bu süre zarfında da çeyrek finale çıkan takımlar belli oldu Euro-2012'de. Bugün ilk çeyrek final maçı başlamadan hem gruplara hem de çeyrek final tahminlerime bi göz atalım diyorum;

A GRUBU
Beni tam ters köşe yapan bi grup oldu bu. Maçlar oynanmadan önce Rusya lider, Polonya'da ikinci olarak gruptan çıkar diye düşünüyodum. Son maçlar oynanırken de durumun gerçekleşme ihtimali çok yüksekti ama Yunanlılar yine herkesi yanılttı ve her zaman hayran oldum azim ve hırsları sayesinde bence Hollanda'nın elenmesi ile beraber en büyük sürprizi gerçekleştirdi ilk turda. Kağıt üzerinde baktığınız zaman en janjanlı topçusu dediğimiz Samaras bile bence Süper Lig'de zorlanabilecek bir futbolcuyken bu sıradana damlar beraber toplanınca gerçekten saygı duyulası bi takım oluyolar. Ne diyim; başlıkta da dediğim gibi saygım sonsuz.
Polonya'dan da bahsetmeden geçemicem. Ev sahibi olmaları neticesinde beklentileri ben de dahil baya büyütmüştük. Ama üç maç sonunda bu takımda Lewandowski hariç dişe dokunur kimseyi göremedim. Hadi hakkını yemiyim biraz da Kuba. Bence şapkayı önlerine koyup biraz düşünmeleri lazım. Bu futbolla başka büyük turnuva görmeleri zor.
Bikaç cümle de Rusya ve Çek Cumhuriyeti için söyleyecek olursam: özellikle Rusya'nın elenmesine çok üzüldüm. İlk tur maçlarında izlemekten en fazla keyif aldığım takımlardan biriydi. Özellikle Dzagoev potansiyelini sahaya yansıttı ve CSKA'daki misyonunu tamamladığını gösterdi artık. Yakın zamanda Premier Lig kulüplerinden birinde görebiliriz. Bence Totenham ona gider. 


Çekler için ise yorum yapamıyacam. Bütün maçlarını izledim ama ne oynadıklarını pek anlayabilmiş değilim. Turnuva takımı bu olsa gerek, ama fazla gidemezler bence çeyrek finali en kolay rakibi olacaklarını düşünüyorum.


B GRUBU
Turnuvanın ölüm grubunda yüzde yüz başarı sağladığımı söyleyebilirim. Almanya 1 ve Portekiz 2 maçlardan önceki tahminim di zaten ama Hollanda'nın 0 çekeceğini düşünmüyodum.
Almanya beklendiği üzere grubu lider bitirdi ama bu kadar kolay olmasını sanırım onlar bile beklemiyodu. Onları fazla zorlayan olmadığı için açıkçası iyiler veya kötüler diyemicem onlar için ama görünen o ki finalin bi tarafı onlar olucak. Mario Gomez de bütün sezon sürdürdüğü formunu koruyor ve gol krallığına en yakın isim gibi şu anda.
Hollanda'nın elenmesinde basının 1 numaralı hedefi Van Marwijk ama bence 2 tercihi dışında pekte suölu olduğuna inanmıyorum. Robben herkesi çalımlama sevdası, Sneijder'ın vurdumduymazlığı ve Van Persie'nin beceriksizliğini hocanın suçu olamaz bence. Bu sonucun faturası futbolculara kesilmeli. Ha Van Marwijk'in eleştirdiğim  tercihlerine gelince; bence Newcastle ile harika bi sezon geçiren Krul kesinle kaleyi devralmalıydı, en azından Danimarka ve Almanya maçlarından birer puan çıkarılardı diye düşünüyorum. Diğeri ise sol kanatta oynattığı genç eleman adını şimdi hatırlamıyorum ama bence bu çocuk konusunda fazla ısrarcı davrandı. Neyse portakalları severim, umarım faturayı hocaya kesmezler.
Portekiz'in beni yanıltmamasına çok sevindim. Turnuva öncesi özellikle Messi rekabetinden dolayı Ronaldo'nun herşeyini verip Portekizi finale taşıyabileceğini düşünüyodum. Belki bunu çok dillendirmedim ama her zaman Ronaldo'nun istediği zaman tek başına başarıyı getirebileceğine inanırım. İlk 2 maç yokları oynasa da Hollanda maçında tam bir resital izledim. Bu formunu devam ettirip takımın şampiyonluğa götürürse benim için süpriz olmaz. Yalnız takımdaki diğer oyunculara da haksızlık etmeyeyim. Genel anlamda ben beğendim Portekizi. Çekleri de çok kolay geçeceklerini tahmin ediyorum.

Danimarka ise beklendiğinden fazlasını bile yaptı. 

C GRUBU
İlk maçlar sonunda en beğendiğim ve hala favorim İspanya. Kimileri Almanya dese de 3 maçıda bana bu kadar keyif veren başka takım yoktu. Bence kusursuzlar(Arbeloa'yı saymazsak)
Bu grupta beni asıl şaşırtan takım İtalya oldu. Açıkcası onlardan bu denli bi performans beklemiyodum. Buffon, Pirlo, Marchisio, Maggio, Cassano, De Rossi hatta Balotelli. Yardımlaşma çok üst seviyede ve kontrolü hiç elden bırakmadan çok dikkatli oynuyolar. İspanya'ya karşı bile başabaş mücadele ettiler hatta galibiyeti bile kaçırdıklarını söyleyebilirim. Bu oyunlarını devam ettirirlerse hiç şans verilmedikleri bir turnuvadan daha zaferle ayrılabilirler.
Bilic'in veda maçlarında Hırvatistan da futboluyla izleyenleri fazlasıyla doyurdu diyebilirim. Özellikle bir futbolsever olarak Modric'i izlemek çok keyifliydi. Ama onlar Rusya kadar çıkmayı hak etmedi bence yani sonuçta 2 takım çıkacak ve İspanya ve İtalya bunu fazlasıyla hak ettiler. Belki başka bi grupta olsa lider bile çıkabilirlerdi.
İrlanda'ya gelince kapasiteleri doğrultusunda verebileceklerini verdiler zaten. Taraftarları ile turnuvaya renk kattılar.

D GRUBU
Bir diğer ev sahibi Ukrayna, Polonya'ya nazaren daha göze hoş gelen bi futbol sergiledi. Hala tartışılmasına şaşırdığım kale çizgisi teknolojisi olsaydı belki yollarına devam ediyor olacaklardı ama olmadı. Bu grup açısından çok fazla keyif almadığımı söyleyebilirim. Bence 4 takımda eşit olarak çıkmayı hak etti. Sanırım bu tarz turnuvalarda oynama tecrübesi belirledi sıralamayı.

Fransa için söyleyebileceğim en güzel söz şimdiye kadar görmüş olduğum en güzel tasarımlı formaya sahip olmaları. Onun dışında çok da ışık saçtıklarını söyleyemem. Cabaye liderliğe soyunmuş ve bunu da gayet iyi başardığını söyleyebilirim. Rami her zamanki harikaydı, bence artık daha büyük bi sıçrama yapması lazım Barca ya da Real ayarında bi futbolcu olduğunu düşünüyorum.
İngiltere'de fazla bişey oynamadan yine yıldızları ve tecrübesi sayesinde gruptan çıkmayı başardı. Yalnız onlar için söyleyebileceğim bi artı böyle turnuvalarda çok önemli olan üzerine koyarak ilerlemeleri. Çok kötü başlayıp her maç biraz daha iyi oldular. Rooney'in de takıma katılmasıyla belki bi sürprize imza atabilirler dicem ama İtalya onlara nazaran çok daha iyi. Bakalım futbolun adaleti ne olacak.

İsveç de turnuvaya yine renk kattı bana kalırsa ama eskisi kadar güçlü kadroları yok.

ÇEYREK FİNAL TAHMİNLERİM

Çek Cumhuriyeti - Portekiz
Şunu söylemeliyim ki Ronaldo bu kupayı istiyor ve bişeyi istediği zaman neler yapabileceğini defalarca gösterdi. Portekiz'in çok zorlanmadan turu geçeceğini düşünüyorum.

Almanya - Yunanistan
Yunanlılara gösterdikleri kararlılık, azim, yürek ve inanç için teşekkür ediyorum ama herkesin bi kapasitesi var. Belki ilk yarı dayanabilirler.

İspanya - Fransa
Daha önce söylediğim gibi bence turnuvanın en iyisi İspanya. Fransa karşısında çok zorlanacaklarını düşünmüyorum yalnız 2006 dünya kupasında yine buna benzer bi durumda Fransa'nın Brezilya'yı elemesi aklıma geliyor ve bu nedenle temkinli olmakta fayda var.

İngiltere - İtalya
İspanya'dan sonra İtalya demiştim ve hala arkasındayım. Pirlo önderliğinde sabırla bekleyerek en doğru zamanda golü atarak kazanacaklardır. Yalnız Balotelli atarsa golü İngiliz basınına ne malzeme çıkar demi:))

14 Haziran 2012 Perşembe

Efsanesin Tarihinle Göztepe, Statlara Sığmıyorsun Göztepe...



14 Haziran 1925: Turkuyla bağlı olduğum, alayına isyan çektiğim takımımın kuruluş tarihi.

Uzun uzadıya nasıl kurulduk, neler başardık diye yazmak istemiyom. Merak edenler Yeni Asır gazetesinin derlemiş olduğu yazıyı okuyabilir. Ben onun yerine Türkiye'nin gelmiş geçmiş en güzel taraftar marşını paylaşmak istiyorum. Her maç sonu okurken tüylerimin diken diken olduğu eşsiz marşımızı dinleyin de görün nasıl bir sevda bizimki.


İYİ Kİ DOĞDUN GÖZTEPEM....

Oğuzhan Özyakup


Oğuzhan'ı Alkmaar günlerinden beri takip ederim ve birkaç ay öncesine kadar bu denli yetenekli bir adamı Hollanda'ya kaptırdığımız için üzülüyordum ki; Abdullah Avcı ve ekibinin girişimleri sayesinde Ay yıldızlı formayı seçmesi beni çok mutlu etti.

Arsene Wenger'in genç oyuncular konusunda ne kadar isabetli transferler yaptığını bilmeyen yok. Bu bağlamda bile 15 yaşında Arsenal altyapısına transfer edilen bir adamın potansiyelini görebiliriz. Peki Londra'da geçen 4 sene içinde Oğuzhan ne kazandı?

Aslında reserve takımın birkaç maçını izleyerek bu sorunun cevabını vermek çok güç. Ama yazılı ve görsel basından takip ettiğim kadarıyla daha çok hücum yönü kuvvetli olan Oğuzhan'ın defansif özelliklerini de geliştirerek oyunun iki yönünü de kreatif olarak oynama yetisini geliştirdiği yönünde yazılar okudum.

Daha çok Hollanda under takımlarından takip ettiğim kadarıyla tam bir 10 numara ve ben oyun sitili olarak Zidane'a çok benzetiyorum.

Buraya kadar herşey güzel ama bu denli potansiyeli olduğuna inandığım bir oyuncunun Arsenal'den sonra Türkiye tercihi beni biraz şaşırttı. Kesinlikle Beşiktaş'ın büyüklüğünü sorgulamıyorum, ki bu transfer bence çok büyük bir başarıdır onlar adına ama ben Oğuzhan'ın yerinde olsam önümüzdeki seneyi Championship takımlarından birinde kiralık olarak geçirir ve oyunuma eklemiş olarak Arsenal'e geri dönerdim.

Neyse kariyer planlamasını böyle yaptıysa saygı duyuyorum. Umarım yeteri kadar fırsat verilir ve hem Türk futbolu hem de dünya futbolu çok büyük bir oyuncuyla tanışır.

Haydi Oğuzhan, sana inanıyorum.

13 Haziran 2012 Çarşamba

Zaytung'dan Harika Yorum

Şike Davasında Bir İlerleme Sağlayamayan TFF, Menajerlik Oyununda Maçlardan Önce Save Yapan Lise Öğrencisi Hakkında Soruşturma Başlattı



3 Temmuz'da patlak veren şike skandalı ile ilgili olarak bugüne kadar herhangi bir ilerleme sağlayamayan Türkiye Futbol Federasyonu, "Football Manager" oyununda maçlardan önce "save" yaptığı tespit edilen S.T. (16) hakkında soruşturma başlatarak güven tazeledi. Konuyu derhal tahkim kuruluna taşıdıklarını kaydeden TFF Basın Sözcüsü Muammer Sergül, "Soruşturma sonlanmadan kesin bir şey söylemek istemiyorum ancak söz konusu şahsın oyunda usulsüzlük yaptığına dair çok güçlü şüphelerimiz var. Gereken neyse yapılacak" derken, ilk şaşkınlığı atlatan S.T. ve ailesi konuyu CAS'a taşımaya hazırlanıyor.
Federasyon bu kez ciddi
Konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, Kartal Endüstri Meslek Lisesi 2. sınıf öğrencisi S.T.'nin kısaca FM adıyla da anılan Football Manager oyununda maçlardan önce save yaparak, mağlubiyet aldığı maçları tekrar tekrar oynadığı yönünde ellerine ulaşan ihbarı değerlendirdiklerini ifade eden TFF Basın Sözcüsü Muammer Sergül, "Ne yazık ki bu genç kardeşimiz şu an 2017-2018 sezonunu oynadığı FM'de, 3. ligden aldığı Soma Linyitspor ile çıktığı yaklaşık 82 maçta hileye başvurmuş gözüküyor." derken, yapılacak ayrıntılı incelemelerin ardından daha net bir bilgi verebileceklerini kaydetti.
"Futbolumuzu bu pisliklerden arındıracağız"
Sergül, mevcut yasalar çerçevesinde bilgisayar oyunlarında yapılan usulsüzlüklerle alakalı olarak net bir kanun olmadığının da altını çizerken, "Maalesef emniyet birimleri de bize yardımcı olmadığından, şu an için bu genç arkadaşımızın bilgisayarına el koyabilmiş değiliz." sözleriyle kanundaki boşluklardan yakındı. Dünden itibaren S.T.'nin bilgisayarına ulaşmak için babası ile sıkı bir pazarlıkta olduklarını hatırlatan TFF sözcüsü, "En son 1600 TL teklif ettik, yanıt bekliyoruz. 2 senelik bilgisayara kimse bi daha bu parayı vermez, mantıklı olsunlar biraz" diyerek şöyle devam etti:
"Valla bir kere sütten dilimiz yandığı için ihbarı alır almaz, hukuk kurulumuzu devreye soktuk. Sürecin sonunda ne olur bilinmez, zaten bu suçun kapsamı ile ilgili net bir kanun da yok ancak bu sefer elimizi çabuk tutmaya bakıyoruz. S.T.'nin ve Soma Linyit Spor'un kaderini en fazla bir iki hafta içinde tayin ederiz. Ben eminim ki kurullarımız bu sefer kamuoyu vicdanını rahatlatacak bir karar alacaklardır..."
Aile tek yürek oldu
Tahkim kuruluna sevk edilen S.T.'nin ailesi ise yaşanan gelişmelerin ardından Federasyon'a tepkili. Evlatlarının böyle bir olaya karışmasına ihtimal dahi vermediklerini belirten baba Muzaffer T. "Oğlumuz, derslerinden arta kalan zamanlarında çıkar namusuyla, şerefiyle oyununu oynar. Kesinlikle hileye hurdaya tenezzül edecek bir insan değil. Ona bu iftirayı atanları Allah'a havale ediyorum. Kendi pisliklerinde boğulacaklar" şeklinde sert ifadeler kullanırken, CAS'ın ne olduğunu öğrenir öğrenmez konuyu oraya taşıyacaklarını da sözlerine ekledi.
Soruşturma hakkında fazla konuşmak istemediğini belirten S.T. ise yaptığı kısa açıklamada başarısını çekemeyen ve özellikle FİFA'da sürekli eline verdiği bazı çevrelerin masa başı oyunlarıyla kendisini yıkmaya çalıştıklarını iddia etti. Soruşturma sonucunda aklanacağından emin olduğunu belirten S.T., "Şu an önümüzde zorlu bir Liverpool deplasmanı var. Onun dışında başka bir şey düşünmek istemiyorum" diyerek açıklamalarına son verdi.
Ağır yaptırımlar
Türkiye Futbol Federasyonu, soruşturmayı bir an önce neticelendirmek üzere çalışmalarına devam ederken, S.T.'nin suçlu bulunması halinde Football Manager oyununun editör sayfasına girilerek Soma Linyitspor'un küme düşürülmesi veya oyunun bilgisayardan komple silinmesinin verilebilecek cezalar arasında olduğu gelen bilgiler arasında.

Yiğit Özgür


Yolun Açık Olsun Hocam


Sabah saatlerinde Oktay Mahmuti ile Galatasaray'ın yollarının ayrıldığı haberi geldi. Açıkçası konuşulan bi durumdu bu ama yine de hiç bi zaman inanmak istemedim. Çünkü bi Galatasaraylı olarak bütün branşlar dahil 2 adamla ömürlük kontrat imzalamak isterdim. Bunlardan biri Fatih Terim diğeri de yılladır boynumuz bükük izlediğimiz basketbol takımına hayat veren, play-off finali oynatan, tarihimizde ilk defa Euroleague heyecanı tattıran, yenilsek  bile her maç sahaya karakter koyan bi takım yaratan Oktay Mahmuti'dir. Hem de bunu Ukiç, Vujacic, Lavrinovic, Savanovic gibi pahalı oyuncularla değil, Tufan, Furkan, Andric gibi gayet mütevazi oyuncularla başardı. Bu adama o kadar inanmıştım ki şu an ne kadar üzüldüğümü anlatamam.(Kewell'ın gitmesinden daha fazla üzüldüm) Her şeyden önce adam gibi adamdı. Yönetimin kararını sorgulamak bize düşmez tabi elbet bilmediğimiz şeyler de vardır ama seni çok özleyecem Oktay Hocam. Umarım bigün yine bu renkler altında buluşuruz. Yolun açık olsun.

12 Haziran 2012 Salı

Umut Bulut Galatasaray'da


Umut şahsen çok beğendiğim bi futbolcu değildir ama kötü futbolcu olmadığını da kabul ederim her zaman. Yalnız aklıma takılan soru Galatasaray'ın elinde onunla aynı oyun yapısına sahip ve ondan bi kaç gömlek üstün olan Elmander var. Bu nedenle bu transfere pek anlam veremedim doğrusu. Bitirici özellikleri daha iyi olan birine yönelseler daha iyi olurdu diye düşünüyorum ama sanırım o tarz da bir oyuncu arayışları da sürüyor ve isim bilemem ama sanırım kısa süre sonra yine sürpriz bi isimle karşılaşabiliriz.. Bu transferden anladığım hem kiralık olması hem de Türk olması nedeniyle Fatih hoca geniş bi kadro kurmak istiyor. Malum yıllar sonra Şampiyonlar Ligi macerası tekrar başlayacak Galatasaray için. Bu bakımdan düşündüğünüz zaman Umut Bulut'un yeteri kadar süre bulacağını ve fazlasıyla verim verebileceğini düşünüyorum.