3 Aralık 2014 Çarşamba

Bedelli

Dün yine gündem bir anda değişti ve ana konu bedelli askerli oldu güzel yurdumda. Her ne kadar gurur ve onurla askerliğimi yedek subay olarak askerliğimi tamamlasam da bu konu çok ta umrumda olmasa da ben de bişeyler söylemek istiyorum.

Daha geçen ay Başbakan gündemimizde öyle bir konu yok hatta fakir gencimi ezdirmem, parası yok diye zenginden ayırmam dese de, Genekurmay Başkanı bu konuda bir çalışmamız yok dese de ne oldu da bir anda bu karar çıktı anlamış değilim. Belki de anladım ama halkı bu kadar saf yerine koymalarını yediremiyorum.

İlk bedelli çıktığında düşünmüştüm kendi kendime acaba böyle bir fırsat ben askere giderken doğsaydı değerlendirirmiydim diye. Hiç tereddüt etmeden asla dedim. Bu ülke varsa, bugün özgürce yaşayabiliyorsak(aslında özgür değiliz ama neyse) herşeye rağmen hala ayaktaysak, bayrağımız bütün ışıltısıyla dalgalanıyorsa bu tamamen bir saniye tereddüt etmeden canını veren şehitlerimiz sayesindedir. Benim yaptığım 12 ay askerliğin onların yaptıkları yanında mesanesi okunmaz.

Ha ülkeme başka şekilde hizmet ediyorsundur ve askerlik seni bu hizmetinden alıkoyacaktır o zaman anlarım ama param var diye bedelli yapanı asla ve asla sallamam, onla rakı sofrasına oturmam. Benim için korkaktır, ödlektir.

1 Aralık 2014 Pazartesi

Hamza Hamzaoğlu

Açıkçası Prandelli konusunda herkesin aksine ben hala sabırlıydım, çünkü kariyeri bunu hak ediyordu. Geldiğinde çok umutluydum, hatta şimdiye kadar Galatasaray'a gelmiş en iyi hoca olduğunu düşünüyordum ama bilemediğim yada açıklamamın çok uzun zaman olacağı nedenlerden dolayı başarılı olamadı. Ama hala Prandelli'nin dünyanın en iyileri arasında olduğu konusundaki fikrimde en ufak bir değişiklik yok onu belirtmek isterim.

Neyse Türkiye bu adam harcamakta üstümüze yok.

Gelelim yeni hocaya;
Sözleşme törenine kadar çok önyargılıydım, özellik Sneijder muhabbetinden ötürü ama Hamza Hamzaoğlu söyledikleri ile bütün önyargılarımı yıktı ve beni çok mutlu etti. Öncelikle 10 dakikalık bir toplantı ile adam olduğunu kanıtladı bence.

Sneijder konusunda kendini kaybetmiş olabileceğini hatalı olduğunu söylemesi ve en anlamlısı da Galatasaray için kariyerimi riske etmeye değer demesi beni tavlamaya yetti.

Ben inandım sana hocam umarım yolun açık olur ve Galatasaray'la çok büyük başarılar elde edersin.

25 Mart 2014 Salı

Bogdan Stancu

Galatasaray'a ilk geldiği günden itibaren ben bu adama inanmıştım. Gelmeden önce izlemişliğim olmasa da İtalya milli takımı hocası Prandelli'nin bir hazırlık maçının ardından Romanya'nın 28 numarasını çok beğendim. Bu çocukta gelecek var." sözleri bile benim için yeterli referanstı.

Nitekim Galatasaray'da sahaya çıktığı maçlarda da bana kalırsa fena performanslar sergilemedi. Ama sabırsız taraftarımız ve bir futbolcunun iyi olduğuna inanmak için ağzıyla kuş tutması gerektiğini düşünen medyamız Stancu'nun işe yaramayacağını ve çöpe atılmış milyonlardan başka bir şey olmadığını yazıyordu sürekli.

Ve beklenen oldu Stancu'da Orduspor'a satıldı. Ordu'da geçirdiği 2 sezonda takımı lig düşse de bireysel performansı takımın bir adım önündeydi. Herşeyden öte Orduspor'un maçlarında sahada onu izlemekten kendi adıma keyif alıyordum ben.

Futbolumuzda yer alan işin erbabı az yöneticiden en iyisi belkide İlhan Cavcav başkan ondaki ışığı gözünden kaçırmadı ve kendisini Gençlerbirliği'ne transfer etti bu sezonun başında ve....

Bu sezon Bogdan Stancu'nun yılı oldu kelimenin tam anlamıyla. Beklenen patlamayı gerçekleştirdi Rumen yıldız. Gençlerbirliği'nde zaman zaman sol kanat zaman zaman Zec'in arkasında oynamasına rağmen şimdiye kadar 13 gole ulaştı ama daha da önemli hemen hemen her tehlikeli Gençler pozisyonunda Stancu imzası var.
Hani tek başına takımı sürükler derler ya tam anlamıyla açıklıyor onu. Son Elazığ maçında attığı gol futbol adına organizasyon ve beceri açısından kusursuz bir goldü. Ya ilk golü hırsıyla ve mücadelesiyle yoktan var etmesi, bir futbolcuda istediğim en önemli özellik hırs ve yetenek fazlasıyla var Stancu'da.

Bu sezon takımına çok fazla katkı yapan oyuncu var Süper Lig'de ama inanıyorum ki futbolda da basketboldaki gibi genel performansı ölçen verimlilik puanlaması yapılsa ilk 3 içinde, hatta belkide ilk sırada Bogdan Stancu yer alır.

Her neyse yazımı bitirirken, kendi adıma beni yanılmadığı için teşekkür ediyorum Stancu'ya ama bir Galatasaray taraftarı olarak ta elimizden kaçan büyük balığa üzülüyorum. Umarım daha da başarılır olursun 28 numara.

22 Mart 2014 Cumartesi

UEFA Avrupa Ligi


AZ-Benfica : AZ'nin buraya kadar gelmesi bile büyük başarı Benfica turu geçer.

Lyon-Juventus : Final maçı Torino'da ve Juventus hem ligi çoktan bitirdi hem de Şampiyonlar Ligi'nin telafisi olarak bu kupayı almayı çok istiyor. Juventus geçer.

Basel-Valencia : Hakan Yakın mucizesi bence devam edecek. Dengeli bir eşleşme olmasına rağmen ben Basel'e güveniyorum. Basel turu geçer, Hakan Yakın'da önümüzdeki sezon İngiltere'den kendine ev bakmaya başlar.

Porto-Sevilla : Çeyrek final'in en güzel eşleşmesi. Tahmin yürütmek açıkçası çok zor. Porto'nun ligden kopup tamamen Avrupa Ligi'ne odaklanması onlar için bir avantaj gibi gözüküyor ama karşı tarafta da Unai Emery gibi çok beğendiği bir teknik adam var. Çok keyifli maçlar olacağına eminim ama favorim yüzde 51 ile Porto

Şampiyonlar Ligi

Barcelona-Ateletic Madrid : Herkesin favorisi Barcelona olabilir ama bence çok dengeli bir eşleşme. İlk maçın sonucu çok önemli Atletico Nou Camp'tan gollü bir beraberlik yada yine gollü tek farklı bir mağlubiyet çıkarırsa turu geçer diye düşünüyorum. Yani turun kilidi ilk maç. Ama tahminim yine de Barcelona :)

Real Madrid-Borussia Dortmund : Bu sezon Avrupanın en formda 2. takımı kesinlikle Real Madrid'tir. Bu eşleşmenin de ağır favorisi bence Madrid. Süpriz olacağını sanmam Madrid turu geçer.

Paris St.Germain-Chelsea : Yine çok dengeli olan bir diğer eşleşme, gerçi bu seyide takımlar arası güç dengeleri çok keskin değil zaten. Paris gerçekten çok fantastik bir takım ama oyunu çok fazla Zlatan'ın üstüne yıkıyorlar. Karşı tarafta da Chelsea değil Mourinho var bence ve kim daha güçlü diye sorarsanız, Chelsea turu geçer diyorum.

Manchester United-Bayern Münih : Belki sonucu en rahat tahmin edilen eşleşme bu oldu. Sezonun en formda takımı Bayern Münih ile yokları oynayan Manchester. Münih ağır favori ve ilk maçta bile geçebilir turu. 

19 Mart 2014 Çarşamba

Kişiliksiz Futbol


Aslını söylemek gerekirse maçtan önce Galatasaray'ın bir sürpriz yapabileceğini düşünüyordum. Yenilmesi beklenen bir sonuçtu uluslararası medya tarafından ama sanırım herkesi şaşırtan bu denli kötü bir oyun ortaya konması oldu. Mourinho'nun Galatasaray'ı çok iyi çalıştığı belli, bırakın pozisyon bulmayı doğru düzgün 3 pas bile yapamadılar.

Mancini'nin sahaya sürdüğü kadro olası en iyi kadroydu ama Chelsea, Galatasaray'ın Ömer Üründül'ün meşhur sözünde bahsettiği gibi bloklar arası bağlantısını çok iyi kesti. Savunmadan başlayan hir bir hücum yoktu. Zaman zaman Semih ve Telles bazı denemelerde bulundu ama bunlarda çok çabuk Chelsea oyuncuları tarafından kesildi. Orta saha oyuna hiç giremedi. Ne Selçuk ne de Sneijder istedikleri alanları bulup öldürücü ara pasları atamadı. Bundan Chelsea'nin boş alan bırakmaması kesinlikle en önemli nedendi.

Görünen o ki Galatasaray'a karşı yapılacak bir alan savunmasında takım çok etkisiz kalıyor. Tabi her takım bunu Chelsea kadar etkili uygulayabilir mi bilmem ama en azından işe yaradığı görüldü.

Sahada Galatasaray için söyleyebileceğim tek olumlu hareketler Melo ve Muslera'dan geldi. Herkesin bildiğini ben de dillendiricem ama Muslera dünyanın en bir kaç kalecisi arasında, hem de tartışmasız.

Yolun sonu burasıymış. Umarım seneye daha başarılı bir sonuçla ayrılırız Avrupa'dan ve artık lütfen Mourinho'nun takımlarıyla eşleşmeyelim. 

18 Mart 2014 Salı

14 Mart 2014 Cuma

Abdou Razack Traoré

Bu sene TSL'yi çok iyi takip ettiğimi söyleyebilirim ve gözüme çarpan bazı oyuncuları da yazmadan geçmek istemiyorum. Gaziantep'in sezon başında Lechia Gdansk'tan transfer ettiği Burkina Faso'lu Abdou Razack Traore beni en çok etkileyen oyunculardan biri bu sezon.

Kariyerine Casablanca alt yapısında başlayıp, Rosenborg ile Avrupaya adım atan, 4 sezon Norveçten sonra 2 sezon da Polonya turu yapan Traore 25 yaşında geldiği Türk topraklarında bence çok dikkat çekici performanslar sergiliyor.

Gaziantep forması altında lig ve kupa'da 29 maçta 10 gole ulaşan Burkina Faso'lu oyuncu özellikle sahip olduğu teknik özellikler ve son vuruşlardaki becerisiyle beni büyüledi. Her 2 ayağını da kullanabilen ama özellikle sol ayağı ile çok ters çalımlar atabilen oyuncu dikkatle izlemenizi tavsiye ederim.

Çok hızlı ve çok seri şekilde kaleye gidebiliyor, adam eksiltmede çok başarılı, tek başına pozisyon hazırlayıp arkadaşlarına gol attırabiliyor. Fiziği çok güçlü ve kolay kolay yıkılmıyor. Gaziantep kendi mevkisi olan orta sahada kullanıyor ama bence forvet hattında kullanılırsa çok daha etkili olabilecek potansiyele sahip.

Açıkcası benim Traore hakkında beklentilerim çok yükseldi. Antep'ten sonra doğru bir tranfer ile çok daha iyi yerlere gelebileceğini düşünüyorum. İstanbul'un 3 büyüğünde çok iş yapar bu çocuk.

Cassidy Arena'ya gelsinnnnnnnn

Özellikle yazılı medyadan takip ettiğim kadarıyla Amerikalı oyuncu Cassidy Gard nasıl olduysa koyu bir Galatasaray taraftarı olmuş. Öyle ki hanım kızımız Galatasaray'ın maçlarını izlemek için davet edildiği programlara bile katılmaz oldu. Ayrıca koyu bir Burak Yılmaz hayranı olduğunu da not düşelim.

Valla benim üzerime düşmez ama bi Angelina olmasa da Cassidy 'de hatırı sayılır bir üne sahip alemde ve Galatasaray yöneticileri olarak bence kendisine özel bir davet iletilebilir. Herhangi bir maçta kendisi Arena'ya davet edilir, hatta üstüne bir de Burak Yılmaz ile tanıştırabilir.

Açıkcası abartılı bir hareket olacağını düşünmüyorum. Hoş bir jest ve güzel bir reklam olabileceği kanısındayım. Benden söylemesi...  

13 Mart 2014 Perşembe

Hoşçakal Çocuk...

Söylenecek o kadar çok söz var ki, ama korkuyorum daha yeni başlamışken yazmaya...
Eskiden ışıklar kapalıyken bile korkmazdım, ne olduysa lambayı yaktıktan sonra oldu...

Sadece uğurlar olsun çocuk diyebiliyorum...

i'm back :)


Merhaba arkadaşlar,

Uzun, çok uzun hatta upuzun bir aradan sonra tekrar blogda yazmaya geri döndüm.
Artık kaç kişi beni takip ediyosa bilmem ama :) elimden geldiğince daha fazla zaman ayırmaya çalışacam bloga.

Futbol, siyaset, sinema, bira, müzik, spor, ne biliyosam bildiğim kadarıyla paylaşımlar olacak. Umarım eğlenirsiniz.....